Eşim, kanseri atlatmıştı endişeliydi

Yapılan otopsi sonucu genç kadının ve oğlu Timur’un ölümü kayıtlara “asılma” ve “boğulma” olarak geçti. Eşi ve oğlunun ölümünün ardından Milliyet’e konuşan Mehmet Gökçedağ, bu sene başında eşi Yulia’ya meme kanseri teşhisi konduğunu belirterek, tedavi süreci ile pandemi nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları anlattı: Pandemi etkiledi “Tedavi sürecine başladığımız zaman bütün dünyayı etkileyen Kovid-19 salgını onun tedavi sürecini daha da zorlaştırdı. Pandemi izolasyonu sırasında kemoterapiye girmek onun için çok zordu. Sosyal izolasyon nedeniyle arkadaşları ve iş çevresinden uzaklaşması da süreci daha da kötüleştirdi. Yulia daha önceki yıllarda da panik atak ve depresyon geçirmişti ama bir kaç terapistin yardımı ile bu süreci atlatabilmişti. Fakat kanser ile başlayan olumsuz durum onu yine kötü etkilemeye başlamıştı. Kemoterapi tedavisi olurken pandemi sebebi ile ameliyatı çok uzun süre bekledi. Son aylarda eşim, panik atağı nedeniyle kalbi için de endişelenmeye başlamıştı. Doktorlar ise kemoterapi sayesinde kanseri tamamen atlattığını, tümör kalmadığını, kalbinin de normal olduğunu ona söylüyorlardı ama endişelerini gideremiyorlardı. Olayı yaşadığımız sıra oğlumuz Timur’un yeni okulu için Londra’nın güneybatısındaki Wimbledon’a taşındığımız yeni evimizdeydik. 12 Ağustos sabahı ailem ve bir süredir yanımızda kalan eşimin annesi ile güne güzel başlamıştık. Ben pandemi sürecinde evde çalışıyordum. Eşim de oğlumuz Timur’u saat 12.30 civarında bisiklete bindirmek için evden çıkardı. Onların birlikte vakit geçirmesi sanki Yulia’yı hayata daha fazla bağlıyordu. Akşam saatlerinde eve geri dönmemeleri üzerine telefonla aradım ancak cevap alamadım. Önce polisi aradım, hastaneleri kontrol etmemi istediler. Ben de hastanelerin acil yardım servislerini aradım. Kayınvalidem ile çevredeki parklarda ve bisiklet binilebilecek yerleri aradık. Bulamayınca akşam 21.00 gibi kayıp ihbarı vermek için polise gittik. O gece yapılan aramalar sonucunda, İngiliz polisi karımı ve oğlumuz Timur’un cansız bedenlerini yeni boşalttığımız evimizde, yani Londra’nın öteki ucundaki boş dairemizde bulduğunu bildirdi.”

Eşim, kanseri atlatmıştı endişeliydi
Yapılan otopsi sonucu genç kadının ve oğlu Timur’un ölümü kayıtlara “asılma” ve “boğulma” olarak geçti. Eşi ve oğlunun ölümünün ardından Milliyet’e konuşan Mehmet Gökçedağ, bu sene başında eşi Yulia’ya meme kanseri teşhisi konduğunu belirterek, tedavi süreci ile pandemi nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları anlattı: Pandemi etkiledi “Tedavi sürecine başladığımız zaman bütün dünyayı etkileyen Kovid-19 salgını onun tedavi sürecini daha da zorlaştırdı. Pandemi izolasyonu sırasında kemoterapiye girmek onun için çok zordu. Sosyal izolasyon nedeniyle arkadaşları ve iş çevresinden uzaklaşması da süreci daha da kötüleştirdi. Yulia daha önceki yıllarda da panik atak ve depresyon geçirmişti ama bir kaç terapistin yardımı ile bu süreci atlatabilmişti. Fakat kanser ile başlayan olumsuz durum onu yine kötü etkilemeye başlamıştı. Kemoterapi tedavisi olurken pandemi sebebi ile ameliyatı çok uzun süre bekledi. Son aylarda eşim, panik atağı nedeniyle kalbi için de endişelenmeye başlamıştı. Doktorlar ise kemoterapi sayesinde kanseri tamamen atlattığını, tümör kalmadığını, kalbinin de normal olduğunu ona söylüyorlardı ama endişelerini gideremiyorlardı. Olayı yaşadığımız sıra oğlumuz Timur’un yeni okulu için Londra’nın güneybatısındaki Wimbledon’a taşındığımız yeni evimizdeydik. 12 Ağustos sabahı ailem ve bir süredir yanımızda kalan eşimin annesi ile güne güzel başlamıştık. Ben pandemi sürecinde evde çalışıyordum. Eşim de oğlumuz Timur’u saat 12.30 civarında bisiklete bindirmek için evden çıkardı. Onların birlikte vakit geçirmesi sanki Yulia’yı hayata daha fazla bağlıyordu. Akşam saatlerinde eve geri dönmemeleri üzerine telefonla aradım ancak cevap alamadım. Önce polisi aradım, hastaneleri kontrol etmemi istediler. Ben de hastanelerin acil yardım servislerini aradım. Kayınvalidem ile çevredeki parklarda ve bisiklet binilebilecek yerleri aradık. Bulamayınca akşam 21.00 gibi kayıp ihbarı vermek için polise gittik. O gece yapılan aramalar sonucunda, İngiliz polisi karımı ve oğlumuz Timur’un cansız bedenlerini yeni boşalttığımız evimizde, yani Londra’nın öteki ucundaki boş dairemizde bulduğunu bildirdi.”